istanbul Psikolog ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi
istanbul Psikolog Şubelerimiz
Bakırköy | Beylikdüzü | Nişantaşı
Whatsapp Bilgi Hattı
0541 289 0 999
Mesaj Gönderin
bilgi@artipsikoloji.com

Çocuklarda Duygu Eğitiminin Önemi

Çocuklar gelişim döneminde oldukları için yetişkinlerin rehberliğine, kontrolüne ve beraberinde şefkat ve yakınlığa ihtiyaç duyarlar. Özellikle duyguları ve dürtüleri söz konusu olunca yapılmış olan en mantıklı açıklama bile dakikalar sonra etkisini yitirebilir. Çocuklarla ilgili yazılar okurken genel olarak verilen yönergeler arasında “mantıklı açıklamalar yaparak anlatın” cümlesine sıkça rastlanır. Hem mantıklı açıkla hem de dinlemezler ne demek diyebilirsiniz. Bu noktada devreye o anda yaşana duygu ve o duygunun farkında olmak giriyor.

Her insanın duygularını yaşayış biçiminde ya da bastırmayı- yok saymayı seçmesinde sebepleri olabilir. Buna karar veren mekanizma, beynin zamanla gelişen “ön beyin” bölümüdür ve deneyimle ilişkilidir. Ancak çocuklarda beynin bu bölümü hala gelişmekte olduğu için “limbik sistem” denilen beynin duygudan sorumlu bölümü daha aktif ve gelişmiştir. Bu nedenle çocuklar duygularına ve dürtülerine çok uzun süreler direnemezler. Yani kısaca, sizin yapmakta olduğunuz mantıklı açıklamalar etkilidir ve ön beyini geliştirmeye yardımcı olur, ancak orada görülmeyi bekleyen duygular daha coşkulu bir biçimde yaşanıyor olacaktır.

Çocuğunuzun zamansız öfke patlamaları, saldırgan tutumları, anlamsız gelen çıkışları varsa duygu eğitiminde bir yer eksik kalmış diyebiliriz. Bu kadar yoğun olumsuz duygu yaşayan bir çocuğun kendi içinde karşılanmayan bir ihtiyacı olabilir. Kendilerini ifade edemedikleri ya da anlaşılmayacaklarını düşündükleri için daha yüksek, daha görünebilen tepkiler verebilirler. Örneğin; AVM ortasında tepinerek ağlayan bir çocuğu mantıklı olarak o oyuncağı alamayacağınıza ikna etmeniz kriz anında zordur. Duygu mantığı göremeyecek kadar kendiyle meşguldür. “Alamayız dedim sana paramız yok” gibi ifadeler çocuğun ihtiyacını anlamaya yönelik değildir. Onun yerine “o oyuncağı çok istiyorsun farkındayım, çok sevdin sen onu. Nesi ilgini çekti en çok? Rengi mi? Yumuşaklığı mı? Bugün oyuncak almayacağımızı evden çıkmadan konuşmuştuk. İstersen biraz daha incele eve gittiğimizde onu daha iyi hayal edip, onunla oynayabilirsin” gibi bir anlatım hem çocuğu anladığınızı, onun duygularını ve düşüncelerini önemsediğinizi gösterir hem de mantıklı açıklamayı anlaması için zaman tanımış olur.

Çocukların olumlu ve olumsuz her duyguyu yaşamasına olanak verin. Yaşadıkları olumsuz duyguları “yok bir şey, geçti, ağlayacak bir şey yok” gibi ifadelerle geçiştirmek duyguyu tanımamalarına, duygularıyla başa çıkamamalarına, empati duygularının gelişmemesine ve davranış sorunları üretmesine neden olur. Olumsuz ve güçlü duygular yaşarken yanlarında olmak, göz temasında bulunmak, şefkatle yaklaşmak duygunun yatışmasına yardımcı olur. Mantıklı açıklamalar için zihin hazır hale gelir. Sakinleştikten sonra; yaşadığı duygu neydi, o duygu ona neler yaşattı, neler değişsin isterdi, onun için asıl önemli olan neydi gibi konu ve duygu üzerine konuşmak, olayı hikayeleştirmek ve yeniden anlatmak travma yaşantısının önüne geçmektedir. Olayı anlatmakta zorlanıyorsa, istemiyorsa ya da dil gelişimi anlatabilecek kadar gelişmemişse resim çizmesini de isteyebilirsiniz. Önemli olan o anda duygularını ifade etmek için bir yol bulması, yaşadığı duyguyu öğrenmesi ve bununla başa çıkabilmesidir.

Duygularını tanıyan, ne hissettiğinin farkında ve bilincinde olan çocuk, yaşadığı duyguyu davranışlarına sağlıklı bir şekilde yansıtır. Yaşadığı duygu “öfke” ise arkadaşına vurmak, saldırmak ya da küfür etmek yerine öğretmenine söyleyebilir, öfkelendiğini arkadaşına “sana çok kızgınım, bu yaptığın hoşuma girmedi” gibi basit ama tanımlayıcı bir şekilde ifade edebilir. Duygularını tanıyan çocuk arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kurar, sorunları çözmeye istekli olur, çözüm üretebilir, sözsüz iletişim kurabilir, empati yeteneği gelişir, kendine güveni, sabredebilme ve dayanıklılığı yüksektir.

Çocuğunuza duygularını öğretmek için aynalama yapabilirsiniz (Örneğin; gözlerinin içi parlıyor, yüzünde kocaman güzel bir gülümseme var, çok mutlu görünüyorsun), duygu temalı kitaplar okuyabilir, kitaplardaki resimlere bakarak “sence ne hissediyor burada bu insan” diye üzerine konuşabilir, resimdeki duygu üzerinden hikaye oluşturabilirsiniz. Aynı duyguyu çocuğunuzun ne zaman yaşadığını sorabilirsiniz. Konuşmaların veya hikayenin içerisinde saçma, komik ve eğlenceli bir unsur bulunması ise olumsuz duygunun yarattığı kaygının azalmasına, travmatik durumların iyileşmesine ve aranızdaki bağın güçlenmesine yardımcı olur.

Klinik Psikolog Duygu ERTEN

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

5 + 1 =

ÜCRETSİZ SİZİ ARAYALIM